Kısaca özet
- Domain spoofing nedir sorusunun kısa cevabı: bir alan adının ya da gönderen adresinin sahibiymiş gibi gösterilerek karşı tarafın kandırılmasıdır.
- İki ana biçimi var: gönderen adresinin doğrudan taklidi (e-posta spoofing) ve göze benzer görünen ikinci bir alan adının kaydedilmesi.
- SPF, DKIM ve DMARC üçlüsü görünen gönderen adresinin taklidini engeller; başka bir alan adından gelen benzer görünümlü e-postayı engellemez.
- DMARC politikası tek adımda reject yapılmaz; none ile başlanır, raporlar okunur, quarantine üzerinden reject’e geçilir.
- Benzer yazımlı alan adlarını savunma amaçlı kaydetmek, marka adının en çok karıştırılan üç dört varyantıyla sınırlı tutulduğunda makul maliyetlidir.
- Teknik kayıtlar tek başına yetmez; ödeme ve banka bilgisi değişikliği taleplerinde ikinci kanaldan doğrulama şarttır.
Muhasebe departmanına genel müdürün adresinden bir e-posta düşüyor, acil bir ödeme isteniyor ve IBAN değişmiş. Adres doğru görünüyor, imza doğru görünüyor, üslup bile tanıdık. Gönderen adresinin taklit edilmesi ya da bir harfi değiştirilmiş ikiz bir alan adı kullanılması, kurumsal dolandırıcılığın en yaygın girişidir. Domain spoofing nedir, hangi biçimlerde karşınıza çıkar ve alan adınızı bu tür kötüye kullanımlara karşı nasıl kapatırsınız, bu yazıda sırasıyla anlatıyoruz.
Domain spoofing nedir ve saldırganın işine nasıl yarar?
Domain spoofing nedir sorusunun teknik karşılığı şudur: bir iletinin ya da adresin, size ait olmayan bir alan adından geliyormuş gibi sunulmasıdır. Kurbanın gördüğü isim gerçektir; arkasındaki kaynak değildir.
Saldırganın kazancı güvendir. Bilmediği bir adresten gelen ödeme talebine kimse itibar etmez, ama on yıldır çalıştığı tedarikçinin adresinden gelen bir fatura düzeltmesine itibar eder. Alan adı burada bir kimlik belgesidir ve e-posta protokolü, o belgeyi kendiliğinden doğrulamaz. SMTP tasarlandığında gönderen adresinin doğruluğunu denetleyen bir mekanizma yoktu; bugün kullandığımız SPF, DKIM ve DMARC kayıtları sonradan eklenen yamalardır.
Bilgi
Alan adı taklidi yalnızca e-postayla sınırlı değildir. Benzer yazımlı bir alan adı üzerine kurulan sahte giriş sayfaları, çalınan parolalarla devam eden oturum açma denemelerine kapı açar. Parola tarafındaki saldırı biçimini brute force yazımızda ayrıca ele aldık.

Alan adı taklidinin üç biçimi
Savunmayı doğru kurmak için hangi biçimle karşı karşıya olduğunuzu ayırt etmek gerekir, çünkü üçü farklı yerlerden durdurulur. Aşağıdaki tablo, saldırı türünü, ne üzerine kurulduğunu ve karşılığında hangi savunmanın işe yaradığını özetliyor.
| Saldırı türü | Nasıl çalışır | Savunma |
|---|---|---|
| E-posta spoofing | İletide görünen gönderen adresi sizin alan adınızla yazılır, ileti başka bir sunucudan çıkar | SPF, DKIM ve reject seviyesinde DMARC |
| Typosquatting | Harf düşmesi, harf değişmesi ya da uzantı değişikliğiyle benzer bir alan adı kaydedilir | Savunma amaçlı kayıt, marka izleme, alıcı tarafında görünen ad uyarısı |
| IDN homograf | Latin harfine görsel olarak benzeyen farklı alfabe karakterleriyle alan adı kurulur | Tarayıcı punycode uyarıları, kurumsal e-posta filtresinde karakter seti kuralı |
| Görünen ad taklidi | Adres tamamen yabancıdır, yalnızca gönderen adı yöneticinizin adıyla doldurulur | Dış gönderen etiketi, çalışan farkındalığı, ikinci kanaldan doğrulama |
| Alt alan adı istismarı | Terk edilmiş bir alt alan adı kaydı üçüncü tarafa yönlendirilmiş hâlde bırakılır | DNS kayıtlarının düzenli temizliği, kullanılmayan CNAME kayıtlarının silinmesi |
İlk satır dışındaki hiçbir saldırı biçimi sizin alan adınızı kullanmaz. Bu ayrım önemlidir: e-posta kimlik doğrulama kayıtlarınız kusursuz olsa bile, bir harfi değiştirilmiş başka bir alan adından çıkan iletiyi sizin kayıtlarınız durduramaz. O tarafın savunması izleme ve farkındalıktır.
SPF, DKIM ve DMARC neyi engeller?
Üç kayıt birbirinin yerine geçmez, birbirini tamamlar. SPF, alan adınız adına e-posta göndermeye yetkili sunucuların listesidir; alıcı sunucu, iletinin bu listedeki bir adresten çıkıp çıkmadığına bakar. DKIM, giden iletiye sunucunuzun özel anahtarıyla imza ekler; alıcı, DNS’te yayınladığınız açık anahtarla imzayı doğrular ve iletinin yolda değiştirilmediğini görür.
DMARC ise üstte durur ve iki soruyu sorar: SPF ya da DKIM geçti mi, ve geçen kayıt iletide görünen gönderen adresiyle aynı alan adına mı ait? İkisi de olumluysa ileti kabul edilir. Değilse, alıcı sunucuya ne yapması gerektiğini yine sizin yayınladığınız DMARC politikası söyler. Kayıtların söz dizimi ve alan tanımları için dmarc.org genel bakış sayfası ve RFC 7489 metni birincil kaynaktır.
Dikkat
Üçlünün engellemediği şey şudur: saldırgan sizin alan adınızı hiç kullanmadan, benzer yazımlı kendi alan adını kaydeder ve o alan adı için kusursuz SPF, DKIM ve DMARC kayıtları yayınlar. Kimlik doğrulama teknik olarak geçer, çünkü saldırgan gerçekten o alan adının sahibidir. Bu iletiyi durduracak olan teknik kayıt değil, alıcının dikkati ve kurumsal doğrulama sürecidir.
DMARC politikası kademeli nasıl sıkılaştırılır?
DMARC politikasını doğrudan reject ile başlatmak, farkında olmadığınız meşru gönderim kaynaklarını bir gecede susturur. Fatura sistemi, bülten servisi, CRM, işe alım yazılımı ve destek paneli sizin alan adınız adına e-posta gönderiyor olabilir. Doğru sıra şudur.
none aşaması. Politika hiçbir iletiyi engellemez, yalnızca rapor toplar. Bu aşamada amaç, alan adınız adına gerçekte kimlerin gönderim yaptığını eksiksiz çıkarmaktır. İki ile dört hafta arası yeterli olur; aylık fatura döngüsünü kapsaması için en az bir tam ay önerilir.
quarantine aşaması. Doğrulamayı geçemeyen iletiler spam klasörüne düşer. Önce yüzde on gibi küçük bir oranla başlanır, raporlarda meşru bir kaynağın takılıp takılmadığı izlenir, sorun çıkmazsa oran kademeli yükseltilir. Bu aşamada eksik kalan sistemlerin SPF ve DKIM kayıtları tamamlanır.
reject aşaması. Doğrulamayı geçemeyen ileti alıcı sunucuda teslim edilmeden reddedilir. Alan adınızın gönderen olarak taklidi bu noktada pratikte biter. Buraya ancak raporlarda meşru kaynak kaynaklı hata kalmadığında geçilir.
Örnek senaryo
Otuz kişilik bir mühendislik firması DMARC’ı none ile açtı. İlk hafta raporlarında alan adı adına gönderim yapan beş kaynak göründü: kurumsal e-posta sunucusu, muhasebe programının otomatik fatura eki, bülten servisi, işe alım yazılımı ve bir de kimsenin haberi olmayan eski bir form eklentisi. Üç kaynağın DKIM imzası hiç yoktu. Kayıtlar tamamlandıktan sonra quarantine yüzde on ile açıldı, iki hafta sonra yüzde yüze çıkarıldı, altıncı haftada reject’e geçildi. Süreç boyunca tek bir meşru ileti kaybedilmedi.
DMARC raporları nasıl okunur?
Raporlar iki türlüdür. Toplu raporlar günlük olarak gelir ve alan adınız adına gönderim yapan IP adreslerini, ileti sayısını, SPF ile DKIM sonuçlarını özetler. Hata raporları ise tek tek başarısız iletiler için gönderilir ve kişisel veri taşıdığı için çoğu sağlayıcı bunları kısıtlı gönderir.
Toplu raporlar XML biçimindedir ve elle okunması zahmetlidir; küçük bir ekipte bile bir rapor işleme aracı kullanmak zaman kazandırır. Bakılacak iki şey vardır: tanımadığınız bir IP adresinden çıkan ve doğrulamayı geçemeyen yüksek hacim, ve tanıdığınız bir servisin sürekli takılması. Birincisi taklit denemesine, ikincisi sizin eksik kalan kaydınıza işaret eder.
Benzer alan adlarını savunma amaçlı kaydetmek
Bütün varyantları satın almak mümkün değildir; bir markanın karıştırılabilir yazımı yüzlerce olabilir. Makul yaklaşım, riski en yüksek olan dar bir kümeyle sınırlanmaktır: en çok kullandığınız uzantının komşuları, marka adındaki bitişik harflerin yer değiştirmiş hâli, tireli ve tiresiz yazım, ve çoğul ya da tekil biçim.
Kaydettiğiniz savunma alan adlarını boş bırakmayın. Hepsini ana alan adınıza yönlendirin, üzerlerinde e-posta gönderimini kapatan bir SPF kaydı ve reject politikalı bir DMARC kaydı bırakın. Böylece o alan adları başkasının eline geçmediği gibi, sizin adınıza gönderim aracı olarak da kullanılamaz. Kayıt yenileme tarihlerini de ana alan adınızla aynı takvime alın; unutulup düşen bir savunma alan adı, tam da korumak istediğiniz kişinin eline geçer.
Alıcı tarafını güçlendirmek
Teknik kayıtlar gönderen tarafını korur. Kurumunuza gelen taklit iletilere karşı ise alıcı tarafında üç ayar işe yarar. Birincisi, dışarıdan gelen iletilere görünür bir uyarı etiketi eklemek. İkincisi, gönderen adı kurum içindeki bir yöneticiyle eşleşip adresi dışarıdan olan iletileri karantinaya almak. Üçüncüsü, kurumsal e-posta altyapısını ortak bir yönetim altında toplamak; dağınık kişisel hesaplarla çalışan bir yapıda bu kuralların hiçbiri uygulanamaz.
Şirket e-postasını kurumsal bir alan adı üzerinde toplamadıysanız başlangıç noktası orasıdır; şirket e-postası oluşturma yazımız kurulum sırasını anlatıyor. Web tarafında ise sahte giriş sayfalarını ayırt etmenin en pratik yolu sertifika kontrolüdür; SSL sertifikası nedir yazımızda doğrulama seviyeleri arasındaki farkı açıkladık.
Çalışan farkındalığı ve süreç savunması
Domain spoofing nedir sorusunun en can sıkıcı tarafı, teknik savunmanın bittiği yerde işin insana kalmasıdır. Para transferi, banka hesabı değişikliği, maaş bordrosu yönlendirmesi ve tedarikçi bilgisi güncellemesi gibi talepler için tek kural yeterlidir: talep hangi kanaldan gelirse gelsin, kayıtlı telefon numarası üzerinden ikinci kez doğrulanmadan uygulanmaz. Bu kural yazılı olmalı, istisnası bulunmamalı ve aciliyet baskısı altında delinmemelidir.
Farkındalık eğitiminde soyut anlatım yerine kendi alan adınızın varyantlarını gösterin. Çalışanın ekranda gördüğü şey marka adının bir harfi eksik hâliyse, o örneği bir kez görmüş olmak uzun bir sunumdan daha çok iş görür.
Taklit saldırısına uğradıysanız ne yapmalı?
Müşterileriniz sizin adınıza gelen sahte e-postalardan şikâyet etmeye başladıysa sıra şudur. Önce kendi kayıtlarınızı doğrulayın; taklit sizin alan adınız üzerinden yapılıyorsa DMARC politikanızı sıkılaştırmak saldırıyı doğrudan keser. Taklit benzer bir alan adından yapılıyorsa o alan adının WHOIS kaydını ve barındırıldığı sağlayıcıyı çıkarın, kötüye kullanım bildirimini sağlayıcıya ve alan adı kayıt kuruluşuna iletin.
Eş zamanlı olarak müşterilerinize ve tedarikçilerinize kendi resmî kanalınızdan uyarı gönderin; gerçek alan adınızı ve ödeme bilgilerinizin değişmediğini açıkça yazın. İç tarafta, saldırı süresince gelen tüm ödeme taleplerini geriye dönük gözden geçirin. Son olarak sahte alan adını kendi e-posta filtrelerinize engelli olarak ekleyin ve izlemeye alın; aynı kişi genelde benzer bir varyantla geri döner.
- Alan adınız için SPF kaydını tek satır hâlinde yayınlayın, yetkili tüm gönderim kaynaklarını içine alın.
- Kurumsal e-posta sunucunuzda DKIM imzalamayı açın ve açık anahtarı DNS’e ekleyin.
- DMARC kaydını none politikasıyla başlatın, rapor adresini tanımlayın ve en az bir ay veri toplayın.
- Raporlarda görünen meşru gönderim kaynaklarının eksik kayıtlarını tamamlayın.
- quarantine aşamasını düşük oranla açın, sorun çıkmazsa kademeli yükseltip reject’e geçin.
- Marka adınızın en çok karıştırılan üç dört varyantını kaydedin, gönderime kapalı DNS kayıtlarıyla park edin.
- Gelen e-postada dış gönderen etiketini ve görünen ad uyarısını etkinleştirin.
- Ödeme ve hesap bilgisi değişikliği taleplerinde ikinci kanaldan doğrulamayı yazılı kural hâline getirin.
Sonuç
Domain spoofing nedir sorusunun savunma tarafındaki cevabı iki katmanlıdır. Alan adınızın gönderen olarak taklidini SPF, DKIM ve kademeli olarak reject’e çıkarılmış bir DMARC politikası bitirir. Benzer yazımlı alan adlarından gelen saldırıyı ise savunma amaçlı kayıt, izleme ve ikinci kanaldan doğrulama kuralı durdurur. İki katmanı birlikte kurmayan yapılarda eksik kalan taraf her zaman zayıf halkadır.
Sıkça sorulan sorular
Domain spoofing nedir, phishing ile aynı şey mi?
Aynı değil, biri diğerinin aracıdır. Alan adı taklidi, iletinin güvenilir bir kaynaktan geldiği izlenimini yaratma tekniğidir. Oltalama ise o izlenimi kullanarak bilgi ya da para elde etme amacıdır. Her oltalama girişimi alan adı taklidi içermez, ama kurumsal hedefli olanların çoğu içerir.
SPF kaydım var, bu yeterli mi?
Tek başına yeterli değildir. SPF yalnızca gönderim yapan sunucunun yetkili olup olmadığına bakar ve iletme durumlarında kolayca bozulur. DKIM imzası içerik bütünlüğünü de doğrular, DMARC ise ikisinin sonucunu görünen gönderen adresiyle eşleştirir ve alıcıya ne yapacağını söyler. Üçü birlikte anlamlıdır.
DMARC politikasını doğrudan reject yapsam ne olur?
Alan adınız adına gönderim yapan ve kaydı eksik kalan her sistem aynı anda susar. Fatura bildirimleri, şifre sıfırlama e-postaları ya da bülten gönderimi karşı tarafa hiç ulaşmaz ve çoğu zaman bunu günler sonra fark edersiniz. Bu yüzden none ve quarantine aşamaları atlanmaz.
Benzer alan adı kaydedilmesini engelleyebilir miyim?
Kayıt aşamasında engelleyemezsiniz, alan adları ilk gelen alır kuralıyla verilir. Yapabileceğiniz iki şey var: riskli varyantları önceden kaydetmek ve marka izleme ile yeni kayıtları takip edip kötüye kullanım hâlinde kayıt kuruluşuna bildirimde bulunmak.
Sahte alan adından gelen e-postayı sunucumda durdurabilir miyim?
Kendi kurumunuza gelen iletiler için evet. Bilinen taklit alan adlarını filtrede engelleyebilir, dış gönderen etiketi ve görünen ad kuralları tanımlayabilirsiniz. Ancak aynı sahte alan adından müşterilerinize giden iletileri sizin sunucunuz göremez; orada bildirim ve müşteri uyarısı devreye girer.
Narhost’ta
Kurumsal e-posta hizmetinde alan adınıza ait hesapları tek panelden yönetir, SPF ve DKIM kayıtlarını kendi alan adınız üzerinde kurarsınız. Anti-spam ve temiz mail altyapısı paketlere dahildir.